Fantastik edebiyatın en iyi örneği diyebilirim bu esere.Yüzüklerin efendisinden bile çok sevdim.Bu fantastik yolculuk Stephen King'in hayal dünyası ile birleşince tadından yenmiyor hani.Yedi sersiden oluşan karakule serisinin ilk kitabıdır silahşör.Kahramanımız Gileadlı Roland çok güçlü ve gizemli bir karakter olarak bizleri büyülüyor.Onun tek hedefi karakuleye ulaşmaktı.O uğurda hertürlü fedarkarlığı yapacaktı.Karakuleye ulaşmak hiç kolay olmayaktır.Karakule bu dünyanın kaynağıdır ve bütün gücü elinde barındırmaktadır.Bir o kadar da kötülüklerle doludur.

Peki Roland niçin karakuleye gitmek ister?

Rüyalarında çocukluk dönemindeki çatışmaları görecektir ve babasını siyahlı giyen adamın öldürdüğünü görecektir.Siyahlı giyen adamında karakuleye kaçtığını görecektir.İntikam almak için karakuleye gitmesi gerekmektedir.Fakat bu hiç te kolay olmayacaktır.Nitekim karakule çok büyük ve ölümcül bir çölün arkasındadır.Bu zamana kadar kadar kimse çölü geçememiştir.


Gileadlı Roland siyah giyinen bir büyücüyü kovalayarak başlar maceraya.Ve bu takibin ardından bir kasabaya varacaktır ve Orada Jack adında bir karakterle karşılaşacaktır.Daha sonra bu çocukla yoluna devam edecektir.

Karakuleyi anlatmak gerçekten çok zor.Anlatılmaz yaşanır derler ya o türden bir roman.Çok gizemli olaylar var ve inanılmaz sürükleyici bir roman.
Hayatımda hiçbir seriyi bu kadar merak etmemiştim ve heyecanla okumamıştım.Kesinlikle denemelisiniz bence..