Büyük bir umutla okumaya başladığım daha sonralarında ise hayal kırıklığına uğradığım bir kitap.Konu itibariyle vasatı geçememiş roman.Olaylar arasındaki kopukluk ve sıradan temposu ile çok da beğendiğimi söyleyemeyecağim.Zaten içerisine Rus siyaseti girdiği zaman kitaplar bana itici gelmeye başlıyor.Estonya'nın bir anlamda dış güçlere karşı giriştği mücadeleden yüzeysel olarak bahsediyor.Almanya ve Rusya'ya da dokundurma yapıyor.Asıl konusuna gelecek olursak:

Aliide birgün bahçesinde bir yabancı ile karşılaşır.(Aliide kırklarında bir bayandır)Karşılaştığı şahıs bir bayandır.Yalnız bu bayanın durumu çok kötüdür.Heryerinde morluklar vardır.Saçları darmadağın ve pis kokmaktadır.Aliide içeriye alır yabancıyı.Banyo yapan ve karnını doyuran yabancı biraz kendine gelir ve başından geçenleri anlatır Aliid'e.Bayanın ismi Azra'dır.Büyük umutlarla Estonya'dan batıya çalışmaya gitmiştir ancak bir fuhuş çetesinin eline düşer.Cinsel istismara uğrar.Onu pazarlayanlar videolarını çeker ve kaçtığı takdirde bu videoları ailesine göndermekle tehdit ederler.Zara birgün o yerden patronunu öldürüp kaçar.Çete peşine düşmüştür.Zara'nın sığındığı kadın olan Aliide ile aralarında bir bağ vardır aslında.Zaranın anneannesinin kardeşidir Aliide.Bu arada eskilerden bahseder roman sıksık.Aliide'in eski yaşantısından.Estonya'dan ayrılan kızkardeşi olan İgnel ve onun kızı Linda'dan.Ve Ignel'in kocası olan Hans'tan.Aslında Aliide kardeşinin kocası olan Hans'a aşıktır.Derken Zara'nın peşine düşen çete yerini öğrenir ve Aliide'in kapısını çalar.Aliide kimsenin olmadığını söyler ve 2.gelişlerinde adamları öldürür.Sonlarında ise sık sık Estonya'nın siyasi olaylarından bahseder kitap.

Sonuç olarak ilk başta da dediğim gibi vasat bir roman.Arkasını okuyupta aldandığım akabinde hayal kırıklığına uğradığım bir kitap.Sonlara doğru kendini okutsa da başları felaket sıkıcıydı.Yine de kötü diyemeyeceğim bu kitaba.İlla ki beğenenler çıkacaktır.Sevgiler...