Okuduğum ikinci Canan Tan kitabı.Canan Tan'ın sade dili ve insanı yormayan yazı tarzını seviyorum.Bu kitap da fena değildi ama sonu hoşuma gitmedi.Birşeyler eksik kalmış sanki romanda.Yine de keyifle okunabileceğini düşünüyorum.Şöyle bir bahsedelim o halde:

Vedat ve Semra aralarında yaş farkı olan ama birbirlerine aşık bir çifttir.Aralarındaki bu yaş farkı evlenmelerine mani olmaz.Çevrelerince pek hoş karşılanmaz bu evlilik.Yıllar sonra Verda adında bir kızları olur bu çiftin.Verda Üniversite çağına geldiğinde çift ayrılır.Verda bu durumu içine sindiremez ve okul hayatı sekteye uğrar.Değişik bir kız olur çıkar.Hippi gibi davranmaya başlar:).Giyim tarzı,yaşam tarzı değişir biranda .Motorcu bir sevgili bile yapar kendine ama oda uzun sürmez.Daha sonra kendine gelen Verda okulunu bitirir ve Avukat olur.Eski Verda değildir aklı başına gelmiş ve ayakları üzerinde durmaktadır.Babası Meliha hanım ile evlenmiştir.Meliha hanım babasının avukatlık bürosunda çalışan bir bayandır.Semra'nın da yakın arkadaşıdır.Semra bu durumu sindiremez.Ve birdaha görüşmezler zaten.Aradan yıllar geçer.Verda Bülent adında bir gazeteciyle evlenir.Yine aralarında yaş farkı vardır.Ailesi karşı çıkar.Baba sevgisinden yoksun olarak büyüyen kızlar hep kendinden yaşça büyük erkeklerle evlenirler gibi bir anlayış türemiştir artık.Herşeye rağmen Verda evlenir.Birgün ani bir ölüm haberi gelir.Babası intihar etmiştir.Bunu asla kabullenemez Verda ve bu ölümün İzini sürmeye karar verir.Bu dakikadan sonra roman bir hayli ilginçleşmektedir.

Daha önce de belirttiğim gibi romanın sonu beni memnun etmedi.Daha güzel olabilirdi ama okunabilir bir kitap.Tavsiye edilir.

Kitapdan bir alıntı ile bitirelim tanıtımı:

Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde,
yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım.
Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi?
Keşke hep küçük kalsalardı...