Öylesine güzel bir kitap ki hala etkisi üzerimde.Elif Şafak'ın okuduğum ilk kitabı.O kadar etkili bir kitap ki.Kelimeler kifayetsiz kalır derler ya,sanırım şu an onu yaşıyorum.Şafak'a teşekkürler bu duyguları bana tattırdığı için.Kitabın bitmesini istemediğimden olacak ki ağırdan aldım biraz:)

Zaten kitap o kadar mesaj veriyor ki bir sayfa okuyup 10 dakika düşünür oldum.Nasıl düşünmeyim ki;Hz Mevlana ve Şems'ten bu kadar güzel bahseden bir kitabı hemen bitirmek istemedim.Hazmede hazmede not ala ala okudum.Konya'da 4 yıl görev yapmış biri olarak bu kitabın bende yeri çok daha ayrı oldu.Karatay ilçesinde Mevlana ile içli dışlı idik biz.Hz Şems ve Hz Mevlana arasında mekik dokuduk biz.Şems Tebrizi Mahallesinde az görev yapmadık.O türbelerde az dolaşmadık.O uhrevi duyguları az tatmadık.O kadar tat aldım ki bu kitabı okurken.Hz Mevlana ve Hz Şems'in ne kadar büyük alimler olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım.Bilinmeyen yönleri ve bu iki büyük alimin hayatlarının kesişme noktalarını okurken sanki o anları yaşadım.2 büyük bedende bir olmayı başarmış bu insanlar.Tek yürek olmuşlar.

Kitabı okurken sanki 2 farklı roman okuyor hissine kapılıyoruz.Sonra bu 2 öykü o kadar güzel bir şekilde bağlanıyor ki etkilenmemek mümkün değil.Konuya şöyle bir değinelim:

Ella adında bir ev hanımı vardır.3 tane çocuğu vardır Ella'nın.Hayatı son derece monoton devam etmektedir.Ev hanımı olmasından şikayeti yoktur ama son zamanlarda kendi içerisinde büyük bir boşluk olduğunu anlar.Kocasından sevgi görememektedir.Bir yayınevi için rapor hazırlamak zorundadır ki bu rapor onun hayatını tamamen değiştirecektir.Kitabı okuyup onun raporunu yayınevine verecektir.Kitabın adı Aşk Şeriatı'dır.Hz Mevlana ve Hz Şems'ten bahsetmektedir kitap.Yazarı A.Z Zahara adında bir adamdır.Kitabı okudukça Ella Zahara'ya hayran kalır ve günden güne onun kim olduğunu merak eder.Bu merakla adama mail atar.Daha sonra aralarında çok sıcak bir ilişki şekillenmeye başlar.

Hz Şems bir rüya görür.Rüyasında Bağdat'ı görür.İçerisinde bir boşluk vardır Şems'in.Oraya gidince bir nebze olsun bunun yok olacağını hisseder ve Bağdat'a gider.Aslında içerisinde ki dostun boşluğunu doldurmak için gitmektedir oraya.9 ay geçer ancak birşey olmaz ama Şems inatla beklemeye devam eder.Daha sonra Konya'da büyük bir alimin yanına birini gönderme kararı alırlar.Şems aradığı fırsatın bu olduğunu düşünür ancak yabancı olduğu için buna pek sıcak bakmazlar.Cemaat toplanır.Sözü geçen alim bu yolculuğun çok zor olacağını ve ucunda ölüm olabileceğini söyler.Kimse gönüllü olmaz.Şems tek gönüllü olduğu için bir zaman sonra düşer yollara.Arada daha çok şey olur ama ben kısa kesiyorum affınıza sığınarak.Herşeyi açıklamayalım ki okumayanlar da daha rahat okusun.Hz Şems öylesine büyük bir alimdir ki;kapalı kapılar ardında ne konuşulduğunu duyabilir.Geleceği görebilmektedir ve diğer dünyaya ara sıra yolculuğa çıkmaktadır.Herkes bu adamın büyücü olduğuna inanır.Kitapda ki kıssadan hisseler beni çok etkiledi.Hz Şems'in Mevlana Hz. ile buluşması,aralarında geçen o sıkı dostluk bağı ve nice olaylar.Dedim ya hala etkisindeyim.Kitapdan alıntılar vermezsem olmaz tabi.Buyurun:

''Kim olursak olalım,dünyanın hangi yerinde yaşarsak yaşayalım,ta derinlerde bir yerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşımaktayız.Sanki temel birşeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz.Neyin eksik olduğunu bilenimiz ise hakikaten çok az.''

''Şu dünyadaki çatışma,önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır.Sen sen ol,kelimelere fazla takılma.Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir.Aşık dilsiz olur.''

''Hakk'ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine,teslim ol.Bırak hayat sana rağmen değil,seninle beraber aksın.''Düzenim bozulur,hayatımın altı üstüne gelir'' diye endişe etme.Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?''

''Esas kirlilik,dışta değil içte,kisvede değil kalpte ölür.Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün,yıkandı mı temizlenir,suyla arınır.Yıkanmakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir''

''Aşık olmayana aşk kuru bir kelimeden ibaret.Yarı palavra,yarı safsata.Aşık olmayan bunu anlayamaz,olansa anlatamaz.Öyleyse nasıl söze dökülebilir aşk,kelimelerin hükmünü yitirdiği yerde?''

''Bu dünayada herkes birşey olmaya çalışırken,sen HİÇ ol.Menzilin yokluk olsun.İnsanın çömlekten farkı olmamalı.Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil,içindeki boşluk ise,insanı ayakta tutan da benlik zannı değil,hiçlik bilincidir.''

Daha o kadar çok güzel söz, o kadar çok kıssadan hisse var ki.Kesin okuyun.Ders alınacak bir kitap...