Korku dalında yıllarca kendimi yabancı yazarlarla avutmuşum.Meğersem bizim bu konuda üstadımız varmış.Osman Aysu'yu çok geç tanıdım ama bundan sonra okumaya hevesle devam edeceğim.Ayrıca Polisiye-Gerilim dalında da çok önemli eserleri varmış.Bu dalda Ahmet Ümit hep ön plana çıkmıştır genelde ama Osman Aysu da çok iyi bir yazar bence.En azından bu romanı çok güzeldi.Konuya gelecek olursak:

Sinem adında kendi halinde bir avukat vardır.Babası çok zengin olsa da o kendi hayatını yaşamayı tercih edip avukat olmuştur.Sıradan bir hayat yaşayan Sinem'in bir gün evine bir telefon gelir ve onu tehdit eder.İlk başlarda bunu pek önemsemez.Daha sonra sıklaşır bu telefonlar ve doğaüstü olaylar yaşanmaya başlar.Gelen telefonun ardından Sinem'in dünyası kabusa dönecektir.Paranormal olaylarla birlikte Sinem kafayı yemek üzeredir:)

Ustaca kurgulanmış bir roman.Sonunu ben romanın ortalarına doğru tahmin ettim.Korku film kültürüm sağlam olduğundan hemen yakaladım.Heyecanlı ve bir solukta okunacak bir roman.Adı gibi uzun bir gece olacaktır.Ve bu uzun gece insanı germeye yetiyor.Bir ara hiç sabah olmayacak sandım ki romanın sonunda sabah oldu:)

Bir dahaki alışverişimde Osman Aysu'ya biraz daha ağırlık vereceğim sanırım.Tarzını sevdim ben bu yazarın.

                                                KİTABIN ARKA SAYFASINDAN:

Genç bir kadın yatağının içinde birden korku ile uyanır.Üşümekte ve titremektedir.Olağandışı bir şeylerin olacağını hissetmekte,çok yakında tüm benliğini etkileyecek korkunç bir gelişmenin titreşimlerini almaktadır. Başucundaki telefon tam o sırada çalmaya başlar. Kadın başına musallat olacak belayı hisseder gibi kararsızca telefona bakar.Titreyen elleriyle ahizeyi kaldırır. Kulağına tok ve emredici bir ses gelir.Bu yabancı ses,kendisinin öldürdüğü eski kocası olduğunu ve intikam almaya geldiğini bildirir. Artık hayatında bir hayalet vardır...