Ne kadar güzel bir kitaptı bu böyle.Dünya bir çocuğun gözünden ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.Bir an kendi çocukluğuma döndüm.Babam işsiz kalınca yaşadığımız o sıkıntılı anlar tekrar gözlerimin önünde belirdi..Herkes kendinden bir parça bulacaktır bu romanda.O kadar samimi ve sıcak bir anlatımdı ki yazara hayran kalmamak elde değil.Okurken güldüren bir o kadar da düşündüren harika bir başyapıt.Konusu ise;


Zeze adında bir çocuk vardır.Zeze yaptığı muziplikler sonucu sürekli ailesinden şiddet görmektedir.Kendisinden küçük olan kardeşi Luis ile sürekli hayal dünyasında yolculuklara dalar.Bir de Totaca adında abisi vardır.Sürekli ona sorular sorar Zeze.Zaten çocuklar sürekli soru sorar değil mi:) Zeze kendisinin içinde bir şeytan olduğunu inanır ve o yüzden ailesinin kendisinden nefret ettiğini düşünür.Halbuki Zeze içerisinde çok büyük bir sevgi taşıyan çocuktur.Çoğu çocuğun düşünemeyeceği şeyleri düşünür.Babası işten ayrıldığında çok üzülür ve ona kendi çapında bir hediye alacaktır.Tabi bunu alması için biraz çalışması gerekecektir.Sevginin ve sadakatın ne  olduğunu anlıyor insan bu romanda.Küçücük bir bedende büyük bir  sevgi taşıyan bir çocuğun hikayesi bu.Fakirliğin içerisinde büyümüş ama gönlü bir o kadar zengin bir çocuğun hikayesi bu.

Babası işten ayrılmak zorunda kalınca Zeze nin ailesi başka bir mahalleye göçmek zorunda kalır.Orada bir portakal ağacıyla tanışır Zeze.Bu ağaç onunla konuşmaktadır.Vaktinin büyük bölümünü bu ağacın yanında geçirir Zeze ta ki hastalanana kadar.

Gerçekten çok etkileyici bir roman.Gerçek sevginin ne olduğunu gösteren ve bu uğurda ölümü göze almış bir çocuk.Okumayanlara şiddetle tavsiye edilir...