Son zamanlarda beni bu kadar etkileyen bir film olmamıştı. Senaryosu gerçekten mükemmel diyebilirim. Jim Carry yine sanatını konuşturmuş.Kahramanımız Truman aslında çok büyük bir sosyal deneye kendisinin haberi olmadan katılmaktadır. Gerek konusu, gerek oyunculuklar, gerekse özgünlüğü bakımından keyifle izlediğim bir film oldu.Filmin 1998 yapımı olduğunu düşünürsek, ben bu filmi nasıl bu zamana kadar ıskalamışım aklım almıyor :)

Büyük bir adada yaşayan Truman adlı başrolümüz,doğduğu günden itibaren kameralara çekilerek bir show dünyasına dahil edilmiştir.Ama Truman bunu bilmemektedir.Hayat tekdüze devam ede dursun, 30'lu yaşlarına gelen Truman bir şeylerden şüphelenmeye başlar.İşinde başarılı olan ve evli bir adamdır Truman.Hayatı tamamen düzmece olan Truman hayatına devam ederken bütün ülke her akşam onu izlemektedir.Yaşadığı yeryüzü bile Yapma,sunidir.Bu dünyada hayata gelen Truman hayatın bu adadan ibaret olduğunu düşünmektedir. Evliliği, Ailesi, işi hatta doğumu bile planlanmıştır.Sırf insanlar bu Showu izlesin diye.Her akşam ülke nefesini tutup bu Truman Show'u yani karakterimizi izlemektedir.Onunla sevinip, onunla üzülen bir kitle vardır. Ama Truman'ın bundan haberi yoktur. Adanın her tarafı kamera ile doludur.Truman'ın evinin içinde bile Pek çok kamera vardır, tabi gizlenmiş şekilde.

Truman çocukken babası ile denizde iken müthiş bir fırtına çıkar ve babası ortadan kaybolur.Truman babasının öldüğünü zanneder ve birdaha asla bir deniz taşıtına binmez çünkü korkmuştur.Bu olay bile planlanarak suni denizde dalga yaratılmıştır. Hem de tek tıkla :)

Truman yıllar sonra babasını görünce bazı şeylerin farkına varmaya başlar. Bu andan sonrası ise yapımcıları zorlayacaktır.

'' Bizler dünyanın gerçeklerini, bize sunulduğu kadarıyla kabulleniriz. Olay aslında bundan ibaret"

Bu replik çok hoşuma gitti, ve beni düşündürmeye itti.Aslında filmi çok iyi özetliyor bu cümle.Gerçek yaşamda da bu böyle değilimdir çoğu sefer??