Okuduğum en ilginç kitaplardan biri ile karşınızdayım:)Jose Saramago 16 Kasım 1922-18 Haziran 2010 tarihlerinde yaşamış olan Portekizli bir yazar.Ancak yazarı diğer yazarlardan ayıran çok önemli bir özelliği var.Eserlerinde sadece noktalama işaretlerinden nokta ve virgülü kullanır.Başka hiçbir noktalama işareti kullanmaz yazar.Yani romanı okurken konuşma çizgisi olmadığı için kimin konuşup, kimin konuşmadığını anlamanız için biraz kafa yormak gerekeiyor.Bu sayede romanın içerisinde daha çok kalıyoruz.Yazar buarada adeta kolay bir lokma değilim imajı vermiş.Bu yönü çok hoşuma gitti:)

 Bir süre sonra roman sinameya da uyarlanmış ve 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış.Işık Ergüden'in çevirisi ile hayat bulmuş romanın konusuna geçelim o halde:

Kitap trafik ışıklarında,sarı ışıkta beklerken arabasının içerisinde bir anda kör olan bir adamla başlıyor.Adam aniden kör olur ve ne olduğunu anlayamaz,korku içerisinde Kör Oldummm diye bağırmaya başlar.Bir adam kör olan adama yardım amaçlı körün arabasına biner ve onu evine götürür.Kör adam evini tarif eder ve karısının evde olmadığını belirtir.Adam kör adamı evine bırakır ve arabasını alıp kaçar.Ne yazık ki adam bir hırsızdır.Ancak hesap etmediği birşey vardır ki bir müddet gittikten sonra aniden kendisi de kör olur.

Kör olan adamın karısı eve gelir ve gözyaşları içerisinde olan kocasını görünce çok korkar.kocası olan biteni anlatır.Korku içerisinde konuyu anlayan karısı acilen bir taksi çağırır ve kocasını göz doktoruna götürür.Doktor Muayene yapar ancak hiçbir şey bulamaz.Herşey normaldir.Adamın kör olamsını gerektirecek hiçbir tıbbi bulgu yoktur.Böylesine bir hastalıkla ilk defa karşılaşan doktor arkadaşlarına konuyu aktarır onlara danışır ancak onlar da buna bir anlam veremez.Bu körlük diğer körlüklerden farklıdır.Karanlık içerisinde bir körlük değildir aksine süt gibi bembeyaz bir körlüktür bu.Her yer bembeyazdır.Beyaz körlüktür tabiri caizse.Burada yazar körlüğü saf ve beyaz olarak betimleyerek aslında bir Metafor kullanmıştır.Körlüğü bu şekilde göstererek,karanlığın aksine beyaz bşr körlük yaratarak insanın içerisinde bir umut kırpıntısı yerleştirmek istemiş.Günümüzde insanlar bazı zamanlar da bakarkör olmuşlardır.Zaman zaman haberler de görürüz,birinin yardıma ihtiyacı varken kimse onu görmez,onu bir hiç sayar.Burada gerçek olan kör kimdir?Yardım etmeyen bakarkörler mi?Yoksa gerçekten kör olanlar mı?Yazar bu konuyu derinden vurgulamış romanında.

İnsanların menfaatleri gereği nasıl bir cani yaratığa dönüştüğüne tanık oluyoruz bu romanda.Aniden herkes bembeyaz bir körlüğe bürünse halimiz ne olurdu?Düşüncesi bile çok ürkütücü değil mi?

Konu üzerinde araştırmaya başlayan doktor da aniden kör olur.Bu körlük artık bir salgın haline dönüşüp insanları tehdit etmeye başlar.Bir süre sonra doktora tedaviye gelen hastalarda bir bir kör olmaya başlar.Doktor olan biteni hükümete aktarır ve salgının büyümemesi için hükümetten destek ister.Eski bir hastane binasınına aniden kör olanlar kapatılır ve bu sayede salgının önüne geçilmek istenir.Bir süre sonra hastanede yaşanacak olanlar ise adeta bir kabustur.Yönlerini bulamayan körler her yere pislemeye başlarlar.Hastanede sular kesilir ve ortam gitgide iğrençleşmeye başlar.Bu olanların en yakın tanığı ise herşeyi gören doktorun karısıdır.İçlerinde gözü gören tek kişi odur.Ancak bunu sadece kocası bilir.Kocasına yardım amaçlı olarak kör numarası yapıp girmiştir içeri.Gördüğü o iğrençlikler doktorun karısını derinden etkilemektedir.

Düzenli olarak yiyecek ve temizlik eşyası göndereceğini söyleyen hükümet onları kendi başlarına bırakarak adeta ölüme terk etmiştir.Bir süre sonra aç kalmaya başlayan insanların ne kadar korkunç şeyler yapabileceklerini hayal etmek pek de zor olmasa gerek.

Bu kadar olay yetmezmiş gibi bir de ahlaksız körler ortaya çıkar hastanede.Bu ahlaksız körler bütün yiyecekleri ele geçirmişlerdir.Yiyecek karşılığı diğer kör olan kadınlardan faydalanırlar.Bu derece alçak insanlardır.Silahlı ve çok tehlikelidirler.Hastene tam bir korku evine dönmüştür.

Beyaz körlük bir kabus gibi bütün ülkenin üzerine çökmüştür.Karantinaya alınanlar dışında da herkes kör olmaya başlar.Ülkede tam bir kaos başlamıştır.Bütün sokaklar ve evler yağmalanmıştır.Ortada devlet kavramı kalmamıştır.Ülkede sokak ortalarında cesetler yığılmaktadır.Bütün dükkanlar yağmalanmış,ne elektrik ne de su kalmıştır.İnsanlar karınlarını doyurmak için korkunç bir mücadeleye girişmişlerdir.

Romanda kör olmayan tek kişi daha önce bahsettiğim gibi doktorun karısıdır.Peki bu kadın neden kör olmamıştır?Yazar muhtemelen bu kadının gözlerinden olayları aktararak konuya bir gerçeklik katmak istemiştir.Kadın gören gözleriyle adeta bakarkörlere atıfta bulunmuş,onların aksine diğer körlere yardım ederek onların eli ve ayağı olmuş,içimizde az da olsa bu denli iyilik temsili insanlar görmekte mümkündür.Beyaz körlük içerisinde yaratılan bir umut kırıntısına tutunmak gibidir hayat.

Soluksuz okuduğum harika bir romana imza atmış yazar.Gerek anlatım tarzı gerekse betimlemeleri mükemmel olan yazars sadece nokta ve virgül kullanarak da farkını ortaya koymuş.Şiddetle tavsiye ederim...

YouTube dan yorumu dinlemek için Tıklamanız yeterli: