Dünya edebiyatının usta yazarlarından biri olan Fransız yazar Victor Hugo'dan muazzam bir başyapıt. Başyapıt diyorum ki bunu sonuna kadar hak ediyor.Düşündürdükleri ile, psikolojiye direk etkisi ile insanı derinden etkiliyor.

Yazar o kalemi o kadar kuvvetlidir ki sanki hücrede adamla beraber bende yattım.Onun hissettiklerini birebir hissettim.O eski püskü nem kokulu hücrenin her santimetre karesini hissettim. İçim ürpererek okudum adeta eser. Eğer psikolojiniz idama yaklaşan bir insanın hissettiklerini, acılarını, kederlerini stresini kaldıramayacaksa bu kitaptan uzak durun derim.

Viktor Hugo 1800 yılların Fransa'sında yaşamış bir insan olarak idama karşıdır.Şehrin merkezinde Giyotin adı verilen ve idama mahkum edilen insan ların kellelerinin tabiri caizse  kopartıldıkları alanı görerek yaşamını devam ettirir insanlar.İdama mahkum olan insanların kelleleri bu giyotin denen yerde başlarından ayrılır.Bir gün Viktor Hugo bir gencin bu giyotin denen illette can verişini görür ve bu yazarı derinden etkiler.Bu idam denen insanlık dışı olay artık son bulmalıdır.Alır eline kalemi, kağıdı ve bu mükemmel eserin temelini atar.Büyük yankı uyandıran eser bugün eğer idam yoksa bunda payı büyük olacaktır. 

Eserde 6 hafta içerisinde ölecek bir adamın hikayesi anlatılır. Daha doğrusu idam edilecek bir adamın son 6 haftası kalmıştır. Geride 3 bayan bırakacaktır. Annesi, eşi ve henüz 2 yaşındaki kızı. Üstelik adamın suçu sadece o zamanki düzeni eleştirmektir.Annem zaten 65 yaşında en azından bu zamana kadar göreceğini görmüştür bana üzülür ve belki ölür, onu ve eşimi pek düşünmüyorum ama 2 yaşındaki kızım ah zavallı kızım ben ölünce ona ne olacak?? 

Duygusal mı duygusal, trajik mi trajik bir eser.Kitabı okurken sanki benim idama son 6 haftam kalmışta, ben yaşıyorum o psikojiyi gibi hissettim.Yazar öyle bir kalem kullanmış ki her anı hissettirdi bana.Sanki adamla birlikte ben de hücrede yaşadım. İçimde hep bir ümit oldu, adam inşallah idam edilmez ve kurtulur diye ama:(

Tanrım bir kaçabilsem! Bana bir şans ver! Kaçmak gerek! Hem de hemen! Kapılardan, pencerelerden, çatıdan!Nereden olursa olsun! 

Ey öfke! Şeytanlar! Lanet! Bu duvarı iyi aletlerle bile delmek için aylar gerekirdi, oysa benim, ne bir çivim ne de bir zamanım vardı! 


Çaresizlik içerisinde ölümü bekleyen genç bir adamın hikayesi tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor. Peki burada gerçekten suçlu kim? Düzeni eleştiren birinin idama mahkum edilmesi mi, yoksa idamı izlemek için ön saflardan yer tutan ve deli gibi bu ölümü alkışlayan halk mı? 


Bu güzel eseri okuyun, okutturun!!