Daha önce Dönüşüm eseriyle tanışmıştım Franz Kafka ile.İpince bir kitabın bu kadar düşündürücü olması beni o zamanlarda çok etkilemişti.Franz Kafka yazdı ise insanın düşünmemesi mümkün mü?

Bu kitabı da tıpkı dönüşüm gibi hızlı bir şekilde başlıyor.Kahramanımız K.bir gün uyanır ve evinde tanımadığı adamlarla karşılaşır ve çok şaşırır.Adamlar ona tutuklandığını söyler.Düşünsenize bir gün evinizde yataktan kalkıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz tanımadığınız adamlar size tutuklandığınızı söylüyor.Ben olsam sanırım bu bir kabus deyip uyumaya devam ederdim:)

Yalnız Kahramanımız K.neden tutuklanmıştır?Bunu öğrenmeye çalışırken kahramanımızın başına gelen olaylara tanık oluyoruz.Neden tutuklandığı bir türlü söylenmez.Tutukludur ama bu hali onun işine gitmesine engel olmaz.Gündelik hayatı devam etmektedir ancak her hafta bir kez duruşmaya katılmaktadır.Duruşmalarda da suçunun ne olduğu neden yargılandığı söylenmez.Duruşma salonlarının o nemli,soğuk,kasvetli ortamını Franz Kafka eserine çok iyi yansıtmış.Bir an benim bile içim karardı.

Gel zaman git zaman Bizim kahramanımız K.üzerine atılı suçlamayı öğrenmeye çalışır ama bir arpa yol alamaz tabiri cazise.Baktı olmuyor amcası K.Ya tanıdığı ihtiyar bir avukatın yanına götürür ve ondan adli destek alır.Orada karşılaştığı bir adam K'ya 5 Yıldır avukatın kendi avukatı da olduğunu ancak davası ile hiçbir ilerleme kaydetmediğini söyler.Kahramanımız K.avukattan aldığı desteğin de boş olduğunu düşünür ve artık avukata benim avukatım değilsin der,sizin bana vekalet etmeniz sadece zaman kaybı der ve kendi başına savaşmaya başlar.Bu arada avukatın bakıcısı Leni adında bir karaktere de değinmek isterim.Son derece tutkulu ve yardım isteyen erkeklere kur yapması ile ünlüdür.Kahramanımız da bu kadından nasibini alacaktır:) Kendini davasına adayan K'nın yolu bu sefer de bir ressama düşer.Bu çıkarcı ressamın adı ise Titorelli'dir.

Ressamın amacı ise Yargıca yakın olduğunu söyleyerek insanlara davasında yardımcı olmak vaadiyle onlara yaptığı tabloları satmaktır.Ne kadar güzel bir pazarlama taktiği ama değil mi:) Ressam kahramanımıza 3 adet davadan kurtulma yolu olduğunu söyler.1.si Gerçek aklanma,2.si Sözde Aklanma 3.sü ise Ömür boyu Sürüncemede bırakma der.Seç beğen al diyor sanki:)

Ömür boyu aklanma henüz görülmemiştir,artık nasıl bir adalet anlayışı varsa ülkede:)Mahkeme durduk yere suç üretir ve insanları yargılar.Güçlüler yine güçsüzleri ezer,bu doğanın bir zorunluluğu dercesine.

Daha sonra bir rahibe yolu düşen kahramanımızın yolculuğu artık sona ermektedir.Kitabın sonu çok etkileyici bir şekilde bitiyor.Ah be K.böyle olmamalıydı sonumuz:)

Adalet sistemindeki yozlaşma,insanların bir dava uğruna oradan oraya sürüklenmesi,hakkını arayan soruşturan insanların ise başına neler gelebileceğine tanık oluyoruz.Baskıcı devlet otoritesi de bu romana aslında damgasını vurmuş.Bir imza uğruna bazen kendi mesleğim ile alakalı olarak günlerce adliye koridorlarında beklediğimi düşünürsem,aslında günümüzde de bu dava kısmen devam etmektedir.

Eğer normal bir roman gibi okuyacaksanız inanın bana sıkılacaksınız,o kafadaki okurlara adeta işkence gibi gelecek bir roman.Ancak düşünerek okursanız,sorgularsanız kitabın son sayfasını okuduktan sonra vay beeee diyesi geliyor insanın.Her okunduğunda farklı bir etki yaratacak bir roman.İlk başlarda inanılmaz sıkıldım romandan.Adeta bitmek bilmiyordu roman.Ancak daha derin düşünmeye başladığımda bu eserin ne kadar güzel bir eser olduğunu idrak etmeye başladım.Günümüzle kıyaslarsak Kahramanımızı ne denli güçlü bir karakter olduğunu anlayacağız.Tıpkı George Orwell'ın 1984 romanında olduğu gibi.

Youtube'dan dinlemek için Tıklamanız Yeterli...