İlk kez okudum Canan Tan'ı.Meğer ne geç kalmışım.Çok duygu yüklü bir romandı.Akıcı ve sade dili de beni kitaba bağladı diyebilirim.Kitabın adı o kadar uyumlu ki romanla.Gerçekten en son yürekler ölüyormuş,meğer..Organ bağışının ne denli hayat kurtardığına dikkat çekiyor bir anlamda Canan Tan.İnsanları bu konuda bilgilendirip sağduyu ile yaklaşmalarını sağlıyor aslında.

''Sen gözlerinden ateşler saçarak,zehirli oklarını bana yöneltirken,ben sana aşık oldum Nehir''...
''Sen,tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle,yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş,bağışlanmayı beklerken,ben sana aşık oldum Denzi''...

Bu güzel ve okunası romanın konusundan yüzeysel bahsedelim biraz:
NOT:Okumayanlar için spoiler içerir.Lütfen okumayanlar Bu kısmı esgeçsin:)
Nehir bir reklam şirketinde çalışmaktadır.Bir iş için Deniz adında bir şirket patronuyla tanışır.Ağızdan ağıza pazarlama ile Manolya konaklarını tanıtacaktır Nehir.İlk başlarda Deniz'e karşı önyargılı olan Nehir daha sonra Deniz'e aşık olacaktır.Tabi Deniz de kayıtsız kalmayacak bu duyguya ve evlenecekler sonunda.Balayı dönüşünde ise o dramatik olay gerçekleşir.Ağır bir trafik kazası ve Deniz'in beyin ölümü.Nehir kurtulur ama ölse daha iyiydi ne yapacaktı Deniz'i olmadan.Onca aktığı yoldan Denizle nasıl bütünleşecekti Nehir?Derken acı bir karar vermek zorunda kalır.Organ bağışı.Deniz'in organları iki kişinin hayatını kurtatır.Mine ve Arda.Deniz'in gözü Mine'ye nakledilir ve yeniden görmeye başlar Mine.Kalbi ise Arda'ya takılacaktır.Arda bu sayede hayata tutunur.Bu kadar bahsetmek yeter sanırım.Sürprizleri yazmayalım:)

Kesinlikle okunması gereken muazzam bir yapıt.Çok duygusalsanız yanınıza mendil almayı unutmatyın:)