İlk başlarda okurken sıkılsamda ilerledikçe bağlandım kitaba.Çok başarılı bir yapıt.Yazarın kendine has yarattığı dünyanın içerisinde buldum biranda kendimi.Yazarın Yeraltı diye tabir ettiği içedönüksel olarak hazırladığı notlardan oluşan bu kitap gerçekten çok hoşuma gitti.Yazar o kadar samimi ve sıcak bir üslupla anlatmışki yaşadıklarını;hayran kalmamak elde değil.İçinden geldiği gibi yazmış.

Bazı yerlerde biz okuyuculara soru soruyor,sanki bizimle konuşuyor yazar.Gerçi soruların cevabını yine kendisi veriyor ama:)Bu ayrıntı bile insanı kitaba bağlamaya yetiyor.İlk başlarda karamsar olsamda ilerledikçe acayip sardı ya:).Çok deli dolu karakter karşılıyor aslında bizi.Bazı yerleri çok keyifliydi.Kafama koyduğumu yaparım diyor yazar dayak da yesem,ölsemde yaparım diyor.Bakınız küçük bir kısım veriyorum kitapdan:

''Bir gün köhne bir meyhanenin önünden geçerken,aydınlık bir pencereden,bir bilardo masasının çevresinde birtakım adamların ellerindeki ıstakalarla birbirlerine vurduklarını gördüm.Kavga sırasında ,aralarından birini pencereden dışarıya attılar.Başka bir zaman olsa bu hareketi çirkin bir davranış olarak algılardım ama o sırada,neden bilmiyorum,pencereden dışarıya atılan adamı kıskandım.Öylesine kıskandım ki,hemen meyhaneye girip bilardo masasının yanına kadar gittim.Belki birileri de benimle kavga eder,beni de dışarıya atar diye bekledim.''

İşte duyguları bu kadar değişken,deli dolu,çılgın bir karakterimiz var.Bazen inanılmaz şeyler düşünüyor.Keşke düşünmekle kalsa,illa ki yapacak dediğini.Yapmazsa günlerce rüyasına giriyor kabus görüyor:).Aslında karakter sürekli olarak yalnız kalmakla beraber kendine güvenini yitirmiştir.Bir anlamda bu güveni geri kazanmak istiyor.Yazarın geçmişe dönük hikayelerine de bu bağlamda tanık oluyoruz.

Gerçekten çok güzel bir romandı.Ya da ben çok beğendim:) Klasikleri okumak çok eğlenceli oluyor,bunu da tavsiye ederim...