İçerisinde birbirinden güzel 3 hikayenin bulunduğu zevkle okunan bir Dünya Klasiği.Hikayelerin hepsinde bir öğüt var aslında.Hepsi ibretlik olan ve ders veren hikayeler.Hikayelerden kısa kısa bahsedecek olursam;

İlk hikayemizde Simon adında fakir bir ayakkabıcımız var.Karısına palto almak için evden çıkar Simon.Ancak ona borcu olanlardan borcunu almalıdır ilk önce.Her zamanki gibi alacağını alamaz.Hayal kırıklığı içinde evine dönerken kilisenin yanı başında çırılçıplak bir adam görür.Hava o kadar soğuktur ki,Simon adamın yanına gider ve botlarını adama giydirir.Doğruca evin yolunu tutar.Bundan sonra inanılmaz bir hikaye beklemektedir.Kimdir bu adam?Hikayede sevgiden, Allahın bağışından ve dünyada tabi tutulduğumuz sınavlardan bahsedilmektedir.


İkinci hikayemizde Açgözlü bir adamın başına gelen korkunç bir olaydan bahsedilmektedir.Elinde bulunanla yetinmeyen,gözü sürekli yukarılarda olan adamın hazin sonu.İnsan elindekiyle yetinmeyi bilmeli.

Son hikayemizde aslında açgözlülükle yakından ilgili.Ancak hikayenin sonunda karakter akıllanır ve dünya mallarının birşey ifade etmediğini anlar.

Çok güzel ve akıcı olan bu kitabı tavsiye ederim..