Türk Klasikleri içerisinde önemli bir yeri olan ve bir dönemin Osmanlısında nasıl batılılaşmaya çalışıldığı;çok güzel bir şekilde dile getirilmiştir.Ah bu batı hayranlığı yok mu:)Taa o zamandan hissettirmiş kendisini.Yazar bu özentileri ustaca dile getirmiş.


İkinci Adülhamit zamanında geçiyor romanımız.Naim Efendinin babasından bir servet kalmıştır.Naim Efendi memurluk yaparak hayatını devam ettirir ve bu serveti iyi bir şekilde idare eder.Hayat onun için gayet güzel akarken;karısını kaybeder ve kendisini yalnızlığın pençesinde bulur.Karısının yerini her nekadar kızı Sakine alsa da bu yalnızlık Naim Efendiyi çok zorlamaktadır.Sakine ise Servet Bey ile evlidir.Servet Bey Duyun-i Umumiye müfettişlerindendir.Servet Beyde tam bir Batı hayranıdır ve sayesinde evde Türkçe konuşulmaz olur.Kendisi gibi bir oğlu vardır.İsmi Cemil'dir.Cemil lüks barları ve kafeleri kendisine mesken edinmiş bir ergendir:)Bir de Seniha adında bir kızı vardır ki tam bir Matmazeldir.Evde verdiği çay partileri ile öne çıkmaktadır.Fransızca konuşur ve tam bir batılı olma yolunda emin adımlarla gitmektedir.Bu kızın şımarıklığı ve aşkları aslında romana damgasını vurmaktadır.

Güzel bir roman,tavsiye ederim.Bu tarz Türk ve Dünya Klasiklerini  her zaman sevmişimdir..